25 Şubat 2019 Pazartesi

Cumhuriyet Dönemi Ahlak Eğitimi-Safiye KESKİN


        Yazar öğretmenlik yapmış ve eğitimin mutfağında bulunmuş. Kitapta yazarın bu mutfaktan çıktığını hissediyorsunuz. Genelde birçok kişi, kendi mesleğinin önemini, abartır ve dünyayı kendi mesleğinin kurtaracağını düşünür. Bu düşünceyi en çok imam hatip öğretmenlerinde ve mezunlarında görürüm. Kitabı alınca imam hatip mezunu olan hocama ön yargı ile başladım. Hocam araştırmasında objektif durmuş, her hangi bir kurum veya kişileri taraf olmamış.
         Hocamın araştırmasında birçok kaynaktan yararlandığını okurken hissediyorsunuz. Kaynaklar en ince ayrıntısı ile incelendiği meclis tutanakların bile didik didik edildiğini görüyorsunuz. Gerçekten emek verilmiş bir eser. Ahlak eğitimi alanı hepimizin için önemli olduğu halde araştırma ihtiyacı duyulmamıştır. Belki herkes kendi ahlakının en doğrusu olduğunu düşündüğü için araştırılması gereğini duymamış.
Hocam bu alanı İttihat ve Terakki’den başlayarak 2010 yılına kadar ayrıntılı inceleyerek geçmişimize bir ayna tutmuştur. Süreçleri anlamak için çok önemli ve değerli eser. Hocam eserinde sadece ahlaka değil o dönemdeki karar vericilerin etkilendikleri siyasi düşüncelere de değinilmiş. Dünyada yaygın olan siyasi düşüncelerin ahlak anlayışına nasıl etki etiğini açıklamış.
İki yüzyıllık örgün eğitim sistemine bakıldığında her fikir yöneticiler aracılığı ile eğitim öğretimde kendine yer bulduğunu bu eserde de görüyoruz.
Hocam kitabının başında ahlak kavramlarından ve ahlakın şekillendirdiği toplumun beklentilerinden bahsediyor. Hocamın eserindeki Ahlak Eğitimi ve Öğretimi başlığı veliler için bir rehber niteliğinde.
İnsan üzerinden baskı unsuru olan vicdanın, “ahlakı değerlere göre değiştiği” hocamın çok önemli bir tespiti.
Son zamanlarda eğitim anlayışını ve klasik okul ortamının tartışıldığı ve örf adetlerin yerini telefon televizyon gibi kitle iletişim araçları ile oluşan yeni kültür ile ne kadar milli kalınır ve hangi ortak ahlaktan bahsedilir?
Popüler kültür ne kadar ben ol, birey ol dese de hocamın belirtiği çok önemli unsur var.
“Toplum insandan her an bir takım görevler bekler”
Yazarın en başında söylediği özgür bireyler kendilerini tanır sonra dini tanır. En temel dinin de söylediği Hz. İbrahim’i, Yaradanı arayan çocuk Hayy’ı veya Kuran-I Kerimde birçok yerde gecen bakmazlar mı? İle belirtilen ayetlerdeki temel unsura vurgu yapmıştır.
İlk önce çocuğun kendi yaşamındaki kültürün farkına varması gerekir ve ikinci olarak bu bilince vardıktan sonra kendini bunun dışına çıkartabilmeli onu eleştirmeli ve yeniden oluştura bilmelidir. Ben kimim?  Kimlik sorusunu çocuğun kendine sorması önemlidir.
Hocamın fikri çok değerli sanırım dini anlamamız ve gelişmemizdeki altın kurallardan biride bu.
Yetişmekte olan bir çocuğun ya da gencin sahip olduğu gücü olumlu  yönde üretime dönüştürmesi için haklarının ve özgürlerinin farkında olması gerekir.
Dinler olmasa idi dünya daha iyi bir yer mi olacaktı? Soruna en iyi cevabı hocam yazısında vermiştir.
Kanundan veya kınanmadan kaçmak kurtulmak mümkün iken inanlar  için insan her an tanrının gözetimindedir.
İnsan hayatına ağır basan onun yönünü tayin eden şeyin sözlerden çok eylemler olduğu.
Aslında bu söze ait birçok atasözümüz var bu yazıda bunun öneminde bahsedilmesi çok yerinde olmuş. Bu noktadan bakınca İsmail Hakkı Tonguç’un eylem ağırlıklı eğitim anlayışı ile aynı noktada buluşuyor.
Peygamberimiz din öğretiminde 10 yaşına kadar olan süreci, kritik dönemi belirtmiştir. Öğrenmenin en önemli yıllarında aileleri ile olan çocukların din öğretimin sorumluluğu da büyük kısmı ailelerindedir. Aileler, Allah'ı araç ederek korkutma ile eğitim ve sorumluklarını Allah'a yıkma eğilimi seçmiş. Sistemin aksayan kısımlarının, okullar üzerinden tamamlanması gerekliliğini yazar aktarmıştır.
Cumhuriyet Öncesi İttihat ve Terakki Dönemi
Kitapta, cumhuriyet dönemi ahlaki gelişiminin etkilendiği, ittihat ve terakki den başlayarak, sosyoloji biliminin eğitimdeki önemini vurgulayan Ziya Gökalp ile devam etmiştir.
Atatürk Dönemi:
Atatürk’ün mili eğitimden maksadının din eğitim öğretimini dışarıda bıraktığı sonucu çıkarmak doğru değildir.
Sözleri yüzeysel olarak ve ön yargılı bir şekilde yorumlanarak dini dışarıda bırakan bir eğitim felsefesi benimsenmesine gidilmiştir.
İnönü Dönemi:
Milliyetçilik etkisini yetirmiş yerini hızlıca batıcılığa bırakmıştır. Milliyetçilikle en etkili silah kominizim görünmüştür.
Kemalist ideolojinin tarihi Türk-Kültür kadrolarından çıkarılarak Greko-Romen Kaynaklara yönelinmesi ve dönüşümü olan yeni bir dönemdir.
İsmail Hakkı Tonguç’un uygulamalı eğitimi önem verdiğini de bu kitapta keşfettim. Bunun en iyi uygulama alanı sanırım Köy Enstitüleri.
Son Dönem:
2000 yılına kadar din eğitimi, ilmihal içerikli ve davranışçı yöntem tercih edilmiş, 2000 yılından sonra ise ahlak merkezli bilişsel öğrenme yöntemi benimsenmiştir.
Kitabın içinde imam hatip ders programlarında çok ilköğretim ve düz lise programları incelenmiş imam hatiplerin ahlakı ders içerikleri ile ilgili bilgi verilmemiş. Kaynak olarak ahlak içerikli derslerden ziyade sadece ahlak adındaki dersler incelemeye almış olabilir. Mesela peygamberin yaşamını ailelere örnekler alınabileceği aktarılmış ama imam hatipteki siyer dersine değinilmemiş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme