22 Ekim 2014 Çarşamba

SORUN ROTASYON DEĞİL, …;


Sanırım herkesin eğitim öğretim hakkında bir fikri, bir kurtuluş senaryosu vardır. En azından herkes okullarda eğitim-öğretim ne demek olduğunu öğrenmiştir.  Eğitim öğretim sorunlarını veya kurutuluş senaryolarımı 10. yılıma saklıyorum.   Peygamber mesleğine (Hz. Peygamber (sav) "Ben ancak bir muallim olarak gönderildim.”) başladığım dan bu zamana kadar öğretmenlik mesleğinde , tanımlarında ve zorunlu hizmet konularında yönetmelik değişiklikleri ile meydana gelen şans, mağduriyet ve sınıflandırmalardan  bahsedeceğim. Yazının sonunda adaleti  bulmanız dileğimle…


Öğrencilik yıllarımdan hatırlarım, televizyonlarda eğitim bakanları ve eğitim sistemi sürekli eleştirilirdi. Eğitim sisteminde sorunlar bugün sorunu değil. Sorun o parti bu parti veya o bakan bu bakan değil, Abbas GÜÇLÜ nün dediği gibi “Türkiye’de hiçbir partinin eğitim politikasının olmaması”  deyip siyasi bir yazı olmadığını belirteyim.
                                                                                     Kaç Çeşit öğretmenlik var
2005 Yılında öğretmenliğe, o yıl ilk kez uygulanan sözleşmeli öğretmenlik kavramı ile göreve başladım. Sanırım o dönem ki Milli Eğitim Bakanımız, Hüseyin ÇELİK, ücretli öğretmen kavramını kaldırıp yerine sadece il için de olacak, okulu ve çalışanı mağdur etmeyecek bir sistem getirmekti.
Haftalık 24 ders saati karşılığı 56TL ye  il milli eğitim müdürlüğü ile sözleştim. Sözleşmeli olarak başladığıma sevinsen mi üzülsem mi bilemedim.        En azından artık 4C li olsam da öğretmendim.  O dönemde müstakbel eşimde ücretli öğretmendi. O dönem sözleşmeliler ücretlilerden birazda daha iyi kazanıyordu. Sözleşmeli ortalama bir kadrolunun 1/3, ücretlilerde kadroluların 1/4 kadar maaş alıyordu.
Öğretmenliğe ilk adımı atar atmaz 3 çeşit öğretmenlikle tanıştım, ücretli, sözleşmeli ve kadrolu, sınıflar ayrılmıştı. Güzel olan ise öğrenci sizi ayırmıyor onun için siz hep öğretmen siziniz.
2006 Şubat ayında ben kadrolu öğretmen oldum müstakbel eşim 4B ikimizde sınıf atlamıştık. Aslında 4B duyunca şaşırdım, bu 4 dört ne? Neden 1 değil? Bu sıralama alfabesinin hangi harfine kadar gidiyor? İnanın cevaplarını öğrenemedim sadece 657 4a,b,c var; onu da anlamadım. Bildiğim bir şey var ise 4c de yaz tatilinde ücreti yok 4b ise vardı.
    Sözleşmeliler eylem ve protestolar ve kitle iletişim araçlarını kullanarak nihayet 4B sözleşmeli öğretmen kavramı kaldırıldı. Tabi 4-5 yıl sözleşmeli çalıştığınız süre boyunca birazcık hak ve bazılarında onur kaybı oldu. 
    2005 de göreve başladıktan yaklaşık bir ay sonra kadrolu öğretmen arkadaşlar arasında bir telaş başladı. Nedenini öğretmen arkadaşıma sorduğumda, bakanlık; başöğretmenlik ve uzman öğretmenlik  adında , 2 kavram daha ekleyecekmiş ve bunun için sınav yapacakmış.  O günlerde ve hala devam eden düşüncem, öğretmenlik mesleğine giriş kitabında yazan yazı “sen ne kadar bilirsen bil karşındakine aktaramadıktan sonra bildiklerinin önemi yok” yani öğretmenin sıfatını en iyi öğrencisi veriyor. Devlet sıfatı verince sınıf oluşuyor.  En alttan (ücretli), en üste (Başöğretmen) doğru.  Sınıflandırmayla beraber , ücret ,hak ve puanlamalarda farklılıklar var.
Daha sonra başöğretmenlik ve uzman öğretmenlik için devlet belirli bir kontenjan açtı ve kapattı. Dünyaya geç gelenler, askere gidenler,  ne olduğunu geç fark edenler, sonradan öğretmen olmaya sonradan karar verenler, yeterli puanı alamayanlar, protesto edenler ve bahtsızlar kontenjan dışında kaldı. Kontenjan dolunca başöğretmene, uzman öğretmene ne gerek var. Kontenjana girip başöğretmen veya uzman öğretmen olanlar, diğer bütün öğretmenlerden daha fazla ücret ve atamalarda artı puan alıyorlar. Eee ne yapalım benim kontenjana girememe sebebim de dünyaya geç gelmek oldu.

Anadolu Ayrı Lise ayrı
Anadolu ve Fen Liselerinde çalışmak için sınav açılacağı ve sadece sınavdan yeterli puan alan öğretmenleri Anadolu ve Fen Liselerine atayacaklarını söylediler ve yaptılar da.
Daha sonra dediler ki artık düz lise yok, onun yerine düz liseler ya meslek lisesi ya da Anadolu lisesi olacak.  Düz liseler Anadolu Lisesi olunca oradaki öğretmenlerinde yeterli puanı alması gerekiyor. Yeterli puanı almayanlar, norm fazlası oldular, meslek lisesine geçiş yapmaya çalıştılar. Bu öğretmen ve idareci arkadaşlara zorunlu aile göçleri ve  bütçelerine ek yüklerde getirdi.  Ne kadar sürdü dersiniz sanırım 4-5 yıl sonra Anadolu Lisesi sınavı uygulamasından vazgeçildi. Her öğretmeni her yere(Fen, Sosyal Bilimler vb hariç idi. 20.10.2014 oda kalktı.) atıyorlar.  Meslek Liselerin geçmek zorunda olanların yaşadıklarını siz düşünün.
Zorunlu Hizmetimiz bitmez af gelir.
2006 Şubat ayında tercih yaparken bir öğretmen arkadaşım; burada kal 2000 yılında af geldi,2010da da  gelir zorunlu hizmet yapmazsın demişti. Bende yok dedim ve Ordu-Gölköy’e gittim. Mart 2006 ya kadar Gölköy’ün zorunlu hizmet 3 yıldı. 2006-2010 arası  4  yıl, 2010 dan sonra 7 yıl olduArtık ne zaman dünyaya geldiyseniz ve ne zaman göreve başladıysanız, bahtınıza çıkana razı olacaksınız. 2010 yılı gelince arkadaşımın dediği oldu ve af geldi. Nerde çalıştığınıza bakılmaksızın 2010 önce atananlar zorunlu hizmetten muaf oldu. Eee 2001 göreve başladıysanız kesinlikle bir zorunlu hizmet bölgesinde çalıştınız demektir.  Şans iste bir yıl önce veya dokuz yıl sonra göreve başladıysanız bir zorunlu bölgeniz olmayacaktı. Terör korkusu, kiralık ev bulma sıkıntısı, soba yakma ve zehirlenme derdi,  yalnızlığı paylaşmak için yüksek telefon faturası olmadan; ailenizle, arkadaşlarınızla ve sevdiklerinizle rahat rahat  çalışırdınız.
 Müdür veya müdür yardımcısı nasıl olunur.
Sanırım göreve başlayınca işler daha kolaydı.  Müdür, müdür yardımcısı ihtiyacı varsa kendi okulundan birini önerir ve müdür yardımcısı olurdu. Müdür ise müdür yardımcılarından biri kendi aralarında(il,ilçe,okul)) istişare yaparak müdür seçerlerdi. Daha sonra sınav fikri çıktı 2 yılda bir sınav yapılacak ve yeterli puanı alanlar ve gideceği okulda, branşı olanlar istedikleri okula müdür yardımcısı, müdür başyardımcı ve müdür olarak gidebileceklerdi.
Adayların sosyal becerilerini ölçülmese de çoğunluk tarafından kabul gördü. Daha sonra idarecilere denildi ki siz bir okulda 4-7 yıldan fazla kalamazsınız yerlerinizi değiştireceğiz. Eee kaçılmaz son, bu süreçte birçok idareci davalık oldu, idareciliği veya öğretmenliği bıraktı. Bu rotasyon süresi ile ilgili ara sıra değişiklikler yapıldı ama süreçte devam ediyor. 2014 den sonra sınavın olmadığını çeşitli kriterlere göre puanlama yapılacağını puanlama ya göre müdür atamasını yapacaklarını söylediler. Birde hiç kimse Müdür, Müdür Baş Yardımcısı, Müdür Yardımcısı değil herkes öğretmen, belirli şartlardan sonra herkes idareci olabilir dediler. Eski idareciler dava açtılar, yasal olarak idareciliği bırakmak zorunda kaldılar, henüz meslek ayrılan duymasam da idareciliği sonlanan yaklaşık 7000 kişiden birileri mesleği de bırakır. Bu arada müdür başyardımcılığı görevini tamamen kaldırıldı. İl merkez okullarının atamasını bakanlık tarafından yapılacağı ilan edildi. Sıkıntılar ve davalar hala devam ediyor.
Sorun rotasyon değil ....;
Çalıştığım okullarda genel olarak şunu gördüm, 60 öğretmenden sadece 5-6 tanesi yıllardır aynı okulda çalışıyor, buda %10 denk geliyor. Kendileri haklı çıkarmaya çalışan grup için bu %10  a dinozor, çakıldı kaldı, gibi yafta ve bahaneler buluyor. Bizim okulda 10 yılın üzerindeki bütün öğretmenler okula o kadar çok değer katmışlar ve değer katıyorlar ki yeni gelen bizler 10 yılda o katkıyı sağlayamayız. Başka bir okuldaki(çok tercih edilen bir okulda da değil) sınıf öğretmeni arkadaşım yıllardır aynı okulda. Herkes tanıyor övgü ve sevgili ile bahsediyor. Sınıf öğretmeni arkadaşım sevgisini ve emeğini vermese çevre ile sıkıntısı olsa zaten orada uzun süre kalamazdı. Bizleri evlerinden, eşlerinden, okullarından ve düzenlerinden edeceksiniz. Şimdi biz öğretmenleri rotasyona mecbur etmek eğitime ne yarar sağlar?
Rotasyonun diğer bir boyutu da; bir kişi rotasyondan tayin olsa, devlete en az 250TL lik maliyeti olacak. Yıllık yaklaşık 200bin öğretmen rotasyondan dolayı tercih yapsa 250TLx200.000=50.000.000TL yıllık zorunlu göç masrafı devlete yüklenecek, 8 yılda bu rakam 400.000.000TL devlete ek yük getirecek. Bu zorunlu göç ücreti devlet okulların ihtiyaçlarına aktarılsa daha da verimli olmaz mı? Tabi bu devletin masrafı; aileler en az 500TL harcasa ülke ekonomisine 8 yılda 800.000.000TL gereksiz harcama olmayacak mı? 8 yılda 1.2 milyar TL verimsiz harcama planlaması. Bu para yine harcanacak, daha verimli harcansa olmaz mı?
Şimdi bu kadar yaşantı içinde; kaybı ve mağduriyeti görünce, sorun rotasyon değil;
af gelmesi, 
7-8 sene sonra kaldırılması,
devlete ek masraf getirilmesi
yoksa gerisi teferruat.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme