17 Eylül 2014 Çarşamba

Canten KAYA-Öğretmenlere Öneriler



      
Eşimin  rica üzerine, yazarın başka bir  kitabını alır iken bende bu kitabını merak ettim aldım.Kitap; kişisel gelişim kitaplarında , duvarlarda  veya İnternette yazılan yazıların derlenmiş hali, bilimsel değil bir çok öğretmenin hakim olduğunu konulara değinmiş, verdiği sayısal veriler güncel değil. Canten Bey’i bir iki defa televizyonda gördüm eğlenceli, hoş sohbet biri. Fiyat uygun olduğu için zamanınız da varsa okuya bilirsiniz.
Kitapta  ilgimi çeken yerleri sizinle paylaşıyorum.



Öğüt
Kazanılan bir doların, bulunan beşinden daha değerli olduğunu da öğret,
Kaybetmeyi hazmedebilmesini öğret.
Üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret.
Kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını fakat
hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi yapıştırmamasını da ona öğret
Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret
Duvar Yazıları
Öfke başa kondu mu, tedbir kuşu uçar gider;
sonra ne edep kalır, ne ilim, ne can korkusu!

Kendi doğru yolun üzerinde vasıta görünce kenara çekil; haklıyım,
doğruyum deme, kaza ikinizin olur.
Yerine alternatif getirmeden yasak belirlemeyiniz.
Çekingen anne-babaların çocuktan çekingen oluyor.
Önemli Olan Para Değil Nasıl Değerlendirildiğidir.
Günümüzde Japonya ve Almanya Okullarında öğrenci başına ABD %50 daha az para harcamaktadır. Fakat buna rağmen, bu ülkeler, eğitim düzeyinde ABD den daha ileri seviyedir. Bu şaşırtıcı sonucunun izahı; eğitime harcanan paranın miktarından çok, eğitime tahsis edilen bütçenin nasıl, ne şekilde kullanıldığıdır.
ABD'de binalara ve yönetime daha fazla para harcanırken; Öğretmenlere nispeten düşük maaş verilir. Almanya ve Japonya ise, bina ve yönetim harcamalarını azaltmış, öğretmen maaşlarını ise yüksek tutmuştur.
Öğretmenler, kendilerine verilen değer nispetinde çalışma sevki ve azmi duyarlar. Osmanlı medreselerinde, müderrislerin, günde 50-100 akçeye tekabül eden maaşları vardı.
Tavsiyeler
Tarihimizdeki 'kahramanları ve ideal model insanlı anlatmayı da asla ihmal etmemeliyiz.
Öğrencilerimizin üretken zekâya sahip olmasını istiyorsak onlara hazır cevapları vermek yerine, kendilerine  sorular sormalıyız.

 Umudunu Yetirmeme
Cengiz Han(Timuçin)
Viran bir ahırda, bütün umutlarını yitirmiş dağınık ve mahzun etrafına bakınan Cengiz Han, bir karıncanın, kendisinden kat kat büyük bir mısır tanesini ahırın yüksek duvarına çıkarmaya çalışmasını seyreder.
Tam altmış dokuz kez duvarın üstüne çıkarmayan uğraşır ve her defasında yere düşer.
Yılmayan karınca, yetmişinci denemesinde, mısır tanesini duvarın üzerine çıkarmaya muvaffak olur. İşte o zaman,
"işte bu! diye bağırarak ayağa kalkar. Yılmaması gerektiğini anlamıştır.
Ne Kadar Çok Kelime O Kadar Başarı
TÖMER'in araştırmasına göre:
Maalesef Türkiye' de ilkokulda okutulan kavram ve kellime sayısı; 
sadece 7.260
ABD'de bu rakam 71.680
Almanya da 70.400
Japonya'da 44.224
 İtalya'da 31. 762
Sadece Et ve Süt Tüketimi Az,
Buyurun Kağıt Tüketimi
ABD'de fert başına yılda 390 kilo kâğıt tüketilirken
Avrupa ülkelerinde bu rakam 90 kiloya yakın,
Türkiye'de ise sadece 20 kilodur.
Okumadan Başarımı Olur
 Ömer Nasuhi Bilmen(İlmihal Yazarı-Eski Diyanet İşleri Başkanımız)
"Küçük yaşlarımda elime geçen eserleri bir gecede okuyup bitirirdim. Annem gecenin ilerleyen saatlerinde yanıma gelir, islenmiş gaz lambamı siler, bazen de "Artık yeter yat”  deyip lâmbaya üflerdi
İbn-i Sina (980-1037)
"Geceleri hep okumak ve yazmakla meşgul olurdum. Uyku bastıracak olsa bir bardak bir şey içip yeniden çalışmaya koyuluyordum."
Yavuz Sultan Selim (1470-1520)

 Günde ortalama sekiz saat okurdu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme