16 Eylül 2014 Salı

ALİ ŞERİATİ-Dine Karşı Din


Biraz felseFide olsa zevkle okudum, en çokta tek yaratıcı vurgunu yapması etkileyci....
Tarihte dinsiz bir toplum vaki olmamıştır. Hiçbir nesilde, tarihî değişim sürecinin hiçbir döneminde ve yeryüzünün hiçbir noktasında dinsiz insan olmamıştır.


Günümüz aydınlarının "dinin medeniyete, ilerlemeye, halka ve özgürlüğe karşı olduğu ya da bu olgulara karşı kayıtsız kaldığı şeklinde yargılanan yargılan gerçekçi ve kesin ilmî dayanaklara ve mükerrer tarihî tecrübelere dayan­maktadır.

Allah'ı birlemenin koşulu âlemi birlemek ise; âlemi birlemenin koşulu insanı birlemektir. Yani bütün insanların bir ve eşit olduğunu kabul etmektir.

Musa, önceden de belirttiğimiz gibi üç sembole karşı kıyam ediyor:
 Dönemin en büyük sermayeci darı olan Karuna, şirk dininin en büyük din âlimi olan Belam Baura’ya ve dönemin en büyük siyası gücünün sembolü olan firavuna başkaldırıyor.

Kader ve cebr inancını Emevîler'in icat ettiğine tarih şahitlik eder

Tarihte gücü elinde bulunduran zorbalar (hukukî, ekonomik ve sosyal kaynaklar) tekeline almış ve çoğunluğu bundan mahrum bırakmıştır.

Şirk dininin kaynağı ekonomidir.
Şirk dininin koruyucusu cehalettir.

Her şeye karar veren ancak hiçbir şeye ki sorumluluk taşımayan kimseler.


Bütün şirk dinlerinde Allah'ın yaratıcılığına inanılırdı. Ancak rablik, sahiplik söz konusu olunca putların sayısı artıyordu. Nemrud ve Firavun gibi adamlar dahi "yaratıcılık" iddiasında bulunmuyorlardı. Onlar "halkın rabbleri/sahipleri" olduklarım iddia ediyorlardı. Rab olmak, yani sahip olmak, malik olmak demektir; yaratıcı değil. Firavun şöyle derdi: "Ben sizin en yüce rabbinizi" (79/Nazîat Suresi 24). Yani ben sizin en büyük sahibinizim, yaratıcınız değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme