22 Kasım 2015 Pazar

Öğretmenin Gözü ile Öğretmenlik

           

  Son yıllarda ülkemizde ve uluslararası kurumlar tarafından yapılan  değerlendirme çalışmalarında alınan kötü sonuçlar,  eğitim sistemimizde bazı aksaklıkların olduğunu göstermektedir. Yapılan bazı müdahalelerle ilerlemeler sağlanmış olsa da karşılaştırılan ülkelerde de ilerlemeler olmuştur.  Değerlendirme çalışmalarında; aksaklıklar,çözüm önerileri ve iyi örnekler verilmiştir.(Daha fazla bilgi için:"Türkiye için, veriye dayalı eğitim reform önerileri") Toplumsal olarak çözüm odaklı yaklaşımlardan çok, kendimiz dışındaki suçluyu bulup cezalandırmayı yeğliyoruz. Eğitim sistemimizden yaşanan bu aksaklıkların faturasını toplum tarafından adeta öğretmenlere çıkartılmış. Toplumuzun kolayı seçip öğretmeni suçladığı bir ortamda, Türkiye Eğitim Derneği (TEDMEM) yaklaşık 2000 özel ve kamu okullarında ki öğretmenlerle, ender bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada bir çok kaynak,saha çalışması, tarihsel yapı, devletimizin yaptığı iyi örneklerden yararlanılmış. Çalışmada aday öğretmen, öğretmen seçimi, toplumun öğretmene bakışı ve öğretmenin öğretmene bakışı gibi sorulara cevap veriyor.Dikkatimi çeken başlıkları sizlerle paylaşıyorum. Zamanı olanlar tamamını, olmayanlar da hazırladığım resimli bilgilendirme notlarını okuyabilirler. 

Cumhuriyetin ilk yıllarında, hedeflenen köklü  değişimlerin eğitim sistemi yoluyla gerçekleştirilmesi diğer pek çok mesleğe kıyasla daha kısa yoldan meslek sahibi olmak isteyenler, daha fazla kamu istihdamı talep edenler ile kadınlar öğretmenlik mesleğini oransal olarak daha fazla tercih etmiştir. Bu durum, zaman içinde öğretmenliğin daha çok kadın mesleği olarak algılanmasıyla sonuçlanmıştır. Öte yandan,öğretmenlik yakın tarihe kadar istihdam edilebilirliğin en yüksek  olduğu meslekler arasında yer almaktaydı.

Zonguldak ilinde yaşayan 549 öğretmen, 628 öğrenci ve 550 velinin öğretmenlik mesleği ile ilgili görüşlerine başvurulmuştur.

Öğretmenler arasında “Sizce devlet öğretmene ne kadar değer veriyor?” sorusuna “çok” cevabı verenlerin oranı sadece %2,2 dir.


Kendi çocuğunun öğretmen olmasını isteyen öğretmenlerin oranı %36 iken, öğretmenlerin yarısına yakını yeniden meslek seçmesi gerekse öğretmenlik mesleğini seçmeyeceklerini ifade etmiştir.

Memnuniyetsizliklerinin sebepleri arasında ise ;
%39 oranla gelir yetersizliği,
%29 oranla öğretmenlik mesleğinin yıpratıcı olması,
%13 oranla sosyal imkanların azlığı ve
%11 oranla mesleki doyumun azlığı gösterilmiştir .

Gerçekleştirilen çok sayıda araştırma;
mesleki özerkliğin eksikliği,
eğitim sistemi ile ilgili yapılan değişikliklerde öğretmenlerin karar alma süreçlerinin dışında tutulması,
maaşların yetersizliği,
medyada öğretmenlikle ilgili yer alan olumsuz ifadelerin varlığı ile
iş doyumu arasında negatif bir ilişki olduğunu göstermektedir.

Toplumun öğretmenlik mesleğini ideal olarak görmesinin sebebini ise, mesleğin saygınlığından öte, mesai ve tatil konusundaki değerlendirmeleri ile ilişkilendirilmiştir.

Öğretmenlerin %89,9 göre; toplum öğretmenleri bazen eğitimli çocuk bakıcısı gibi görüyor.

Öğretmenlerin 94,2 göre; Aileler üstlenmedikleri sorumlulukları öğretmenlere yüklüyorlar.

Öğretmenlerin %89.9 göre; Öğretmenlerin çalışma koşulları toplumun bildiğinden daha kötüdür.


Öğretmenlerin %81,8 göre; Öğretmenlerin aydın kişiler olduğunu düşünüyor.

Birincisi Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde öğretmen kavramı, bir din görevlisi olan “hoca”dan ya da “imam”dan bir devlet görevlisi olan “muallim”e dönüşmüştür.

İkinci ise Cumhuriyetin ilk dönemine damgasını vuran “devletin modernleştirici öğretmenidir”.

Üçüncüsü, 1960’lardan 1980’lere kadar olan donemde öne çıkan “toplumun ilerici öğretmeni” ya da “devrimci öğretmen” olarak tanımlanabilir.

Dördüncüsü ise, 1980’lerden bu yana uygulanan neoliberal politikaların ortaya çıkardığı “sınava hazırlayıcı teknisyen öğretmendir”.


Ödevler ve okul da yapılan sınavlar çoğunlukla gereksiz ve eziyet olarak algılanmakta, bunun beraberinde ise sınava yatırım yapmayan tüm öğretmen uygulamaları tepki çekebilmekte ve anlamsızlaştırılmaktadır.

Birçok dizi ve filmde kendine sıklıkla yer bulan öğretmen figürü; takıntılı, yaşamı okula sıkışmış, fiziki eksiklikleri  nedeni ile öğrencilerin alay konusu edindiği, abartılı tasvirlerle yetersiz kişilikler profiline bürünme eğilimi göstermektedir. Gerçekle hayali ayırt etme konusunda henüz gelişmekte olan çocukların ilgisini daha çok çekebilen bu tur dizilerin yansımaları uzun yıllar sürmektedir.



Öğretmenlerin az çalışıp çok tatil yaptığı dile getirilirken,
iş yükü hesaplamasında ön hazırlık ve planlama, ödev ve sınav değerlendirme, nöbet, rehberlik, prosedürel bilgi ve belge düzenleme, ikili öğretimin doğurduğu mesai kaymaları gibi uygulamaların dikkate alınmadığı görülmektedir.


Nüfus artışı, planlama hataları ve coğrafi dağılım sorunları eklendiğinde, eğitim sisteminde elde edilen tüm başarısızlık öğretmenlere fatura edilmektedir.


Yeterlik alanlarını tam olarak tanımlamayan, uzmanlaşma kanalları bulunmayan, gelişmiş dünya ortalamasında hizmet içi eğitime en az kaynak ayıran ve bunu en verimsiz şekilde işleten sistemin, neredeyse tek sorumlu olarak öğretmeni göstermesi yanlış bir analizdir.


Mesleki ve teknik eğitime verilen önemin her geçen gün daha çok vurgulandığı ülkemizde, meslek lisesinde görev yapan öğretmenler için elde edilen bu olumsuz tablonun arkasında yatan sebeplerin tüm detaylarıyla incelenmesi ve gerekli önlemlerin alınması zorunludur. 
Toplumsal algının mesleki eğitimi, genel eğitimin ikincil bir kademesi olarak görülmesi ile ilişkilendirilebilir. İş kazalarının ciddi bir kısmının nitelikli iş gücü üretilememesi ve tehlikeli işler için insanlara gereken donanımın aktarılamaması ile yakından ilgilidir.

Devamı için TEDMEM Öğretmen Gözü ile Öğretmenlik.
Paylaşıma izin veren ve bu çalışmayı gerçekleştiren bütün TEDMEM ailesine teşekkür ederim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme